top of page

Boş arama ile 268 sonuç bulundu

  • HERITAGE / Miras | Galerimerkur

    MIGUEL RODRIGUES I HERITAGE / Miras ESERLER BASIN BÜLTENİ MIGUEL A. RODRIGUES “HERITAGE-Miras” 28 Mart-02 Mayıs 2026 Portekizli heykel sanatçısı Miguel A. Rodrigues’in Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “HERITAGE-Miras” 28 Mart 2026 Cumartesi günü MERKUR’de açılıyor. HERITAGE, Portekiz Baroğu’nun mekânsal kurgusu üzerinden açılır; altının ve oyma ahşabın görkemiyle şekillenen, iktidar ve gösterinin iç içe geçtiği bir barok dünyasını yansıtır. Sergi izleyiciye mimarlık ile bezemenin birlikte çalışarak izleyiciyi dinsel ve imparatorluk sembolizmiyle yüklü bir evrene davet ettiği estetik bir düzeni sunuyor. Bu sergide Miguel A. Rodrigues, galeriyi bütünüyle kuşatan bir heykelsi ortam olarak kurgular. Altın tonlu formlar, hayali bir kutsal mekânın parçaları gibi alanı doldurur; barok geleneğin ayırt edici özellikleri olan teatral yoğunluğu ve bezemeci taşkınlığı hatırlatır. Sanatçı tarihsel biçimleri yeniden üretmek yerine, baroğun temel ilkelerini -hareket, ritim, birikim ve simgesel varlık- çağdaş bir heykel diline tercüme eder. Böylece sergi, izleyicinin ritüel, otorite ve kültürel belleğe göndermelerle yüklü bir atmosfer içinde dolaştığı mekânsal bir deneyime dönüşür. Miguel Rodrigues, Lizbon Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Heykel eğitimi almıştır. Kısa sürede dikkat çekmiş ve eserlerini Portekiz’in yanı sıra uluslararası platformlarda da sergilemeye başlamıştır. Türkiye, Dubai, Londra, Hollanda ve Belçika’da sergilere katılmıştır. Sanatçı ayrıca St. Petersburg’daki Catherine Palace, İstanbul’daki Sakıp Sabancı Müzesi ve Anvers’teki Mayer van den Bergh Müzesi gibi saygın Avrupa kültür kurumlarıyla iş birlikleri gerçekleştirmiştir. Halen Lizbon’da yaşayan Miguel Rodrigues, çalışmalarında geçmiş ile bugünü bir araya getirerek üretiminin sınırlarını keşfetmeye ve genişletmeye devam etmektedir. MERKUR Adres: Polat Piyalepaşa. İstiklal Mah. Piyalepasa Bulvarı.32/D Beyoğlu Bilgi için: galeri@galerimerkur.com

  • Saghar Daeiri | Galerimerkur

    SAGHAR DAEIRI ESERLER HAKKINDA SERGİLER 1985, Tahran, Iran. İstanbul’da yaşıyor. Eğitimler 2007 Soureh Sanat Fakültesi- Onur Öğrencisi, Tahran, IRAN 2017 Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, Yüksek Lisans, İSTANBUL Kişisel Sergiler 2019 “Yut Öp Yan” MERKUR, İstanbul 2014 “Gün Batımında Vatanımı Seninle Paylaşıyor Olacağım/Offering You A Shangri –La –Like Enigma At Night Fall” -Azad Art Gallery –Tahran –Iran. 2011 “O Adam Atıyla Gelmedi/The man didn’t come with the Horse”-Azad Art Gallery–Tahran –Iran. 2010 “Güzel, Geniş, Ferah/Beautiful, Spacious, Assured”-Azad Art Gallery–Tahran –Iran. 2009 “Tahran AVM’leri/Tehran Shopping malls”- Azad Art Gallery –Tahran –Iran. 2007 “Tahran Kahve Dükkanları/Tehran Coffee Shops”-Tahran-İran. Karma Sergiler 2018 “Ortak Sınırlar”(Common Borders) Türk ve İranlı Sanatçılar , Küratörler: Denizhan Özer & Majid Abbas Farahani, Mellat Gallery- Tahran, Iran. 2018 “Ölümsüzlük/Immortality” 11 Türk 11 İranlı sanatçının Cama Art Gallery ve Blue Rhino iş birliği ile düzenlenen sergisi, Adahan Gallery, Istanbul 2018 “Rospigliossi Art Prize”, Roma, İTALYA 2017 “LANDSCAPE UP CLOSE”, 70 sene içerisindeki İran Modern sanatında manzaranın yeri – Kürator: Rozita Sharafjahan- Niavaran Cultural Center-Tahran, İran 2017 “Postcards”, Kürator: Farhad Fozuni, Azad Gallery, Tahran, İRAN. 2016 “Sew+Zan”, Kürator: Saghar Daeiri, Azad Gallery, Tahran, IRAN. 2016 “Flower”, Kürator: Mehdi Dandi, Negar Art Gallery, Tahran, IRAN. 2015 “Heroin” Kürator: Ayşe Gülay Hakyemez, Saint Joseph Kültür Merkezi-Istanbul 2014 “Locality and Global Discourse” – San Francisco ve İstanbul işbirliği - Marmara Universitesi ve California College of the Arts –Cumhuriyet Müzesi– İstanbul 2014 “CONTEMPORARY PALIMPSEST” -California College’da gerçekleştirilen sergi, Prof. Mariella Poli ve Marmara Üniversitesi işbirliği ile, Kaliforniya, ABD 2013 “Art has wings” SOTHEBY’S desteği ile Müzeyede ve Grup sergisi (Bağış müzeyedesi) Arter İstanbul ve İsveç Sarayı–Istanbul 2013 “Sweet Tricks” –Video Gösterimi -Villa Kurisum– Kürator: Amirali Ghasemi-Berlin 2011 “Damoonfar selected artist’s show-AUN ART GALLERY”–TAHRAN 2011 “Charity Group Exhibition”-Ashiane Mehr Art Gallery -Tahran 2010 “Damoonfar” 3th Festival (FABER CASTEL) 2010 “S H E M A G E”- Homa Art Gallery-Tahran 2010 “Drawing Exhibition” Mohsen Art Gallery -Tahran 2009 “IRAN INSIDE OUTSIDE” - Chelsea Museum NEW YORK. ABD 2008 “HEAVEN ON EARTH NOW” (portraying the Iranian women)- LONDRA 2008 “URBAN JEALOUSY (2. TAHRAN BİENALİ)–Istanbul, Berlin, Belgrad 2007 “SOUREH”,Soureh Sanat Galeri, Tahran, İran

  • HEMHAL / Blended in Balance | Galerimerkur

    LEYLA EMADİ I HEMHAL ESERLER BASIN BÜLTENİ HEMHAL / Blended in Balance LEYLA EMADİ 17 Ocak – 14 Mart 2026 Leyla Emadi’nin altıncı kişisel sergisi “Hemhal” 17 Ocak Cumartesi günü MERKUR’de açılıyor. Leyla Emadi’nin çok kimlikli ve çok dilli varoluşu, bu serginin temel zeminini oluşturur. Sanatçı, zıtlıkları bastırılması gereken çatışmalar olarak değil; anlamı derinleştiren, üretimi besleyen bir zenginlik alanı olarak ele alır. Bu yaklaşım, sergide sufi düşüncenin akışkanlığı ile küfi yazının geometrik ve sert estetiğinin aynı mekânda yan yana var olmasıyla görünür hâle gelir. Betondan üretilmiş küfi yazılar, dilin hem teselli eden hem de ağırlık taşıyan yönünü ortaya koyar. Beton, sözü yalnızca okunur kılmaz; onu mekâna çöken, bedende hissedilen bir varlığa dönüştürür. Zaman, teslimiyet, içe dönüş ve mikro–makro ilişkisi, keskin köşeler ve sert yüzeyler aracılığıyla maddede yoğunlaşır. Bu sertliğin karşısında, sufi anlayıştan beslenen akışkan ve soyut alfabe heykelleri yer alır. Beton harflerle ortaya koyulan bu dil, ışık ve gölgeyle çoğalarak anlamı tek bir noktaya sabitlemek yerine mekânın içinde dolaştırır. Soyut formlar dili bir yapıdan çok bir nefes, bir devinim hâline getirir. Burada denge, ölçülen bir eşitlik değil; hareketin içinde korunmaya çalışılan bir ritimdir. Nakışlı ve dokuma olan işleri serginin daha içsel ve bedensel katmanını oluşturur, her bir nakış aslında ‘hemhal’ olabilme halini zamana, sabra ve emeğe bağlar. Yukarı ile aşağı, iç ile dış, parça ile bütün arasındaki aynalılığı ilmek ilmek kurar. Dil burada yalnızca bir fikir değil; dokunulan, taşınan ve hafızaya işlenen bir yüzey hâline gelir. HEMHAL zıtlıkların çözüldüğü bir alan önermez. Aksine, her iki ucu da kendimize ait kabul etmenin gerekliliğini hatırlatır. Ne bir tarafı görmezden gelmek ne de diğerine körü körüne tutunmak mümkündür. Tıpkı bir tahterevalli gibi: bir uç ağırlaştığında diğeri yükselir. Denge, ancak bu karşılıklı varoluş hâlinde mümkündür. Bu sergi, dengeyi bir hedef olarak değil; zıtlıklarla birlikte yaşama cesareti olarak düşünmeye davet eder. Leyla Emadi (d. 1977, Ankara) aslen İranlı olan sanatçı, Türkiye ve İran’ın siyasal ve ideolojik çalkantılarla şekillenen dönemlerinde büyümüş, iki ülkenin ortak tarihsel kırılmaları ile kimlik ve aidiyet arasındaki gelgitlerin izlerini sanatına taşımıştır. Çalışmaları, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, adalet/sizlik!, ideolojik kalıplar ve kolektif travma gibi meseleleri merkezine alır. Kumaş, metal, beton, baskı teknikleri gibi çeşitli medyumlarla üreten sanatçı, özellikle son dönem işlerinde betonun ağırlığını dilin ezici gücüyle birleştirerek bireysel ve toplumsal hafızayı sorgulayan işler ortaya koymaktadır. Yeditepe Üniversitesi’nde Sanatta Yeterlik programını “Travma’nın Karakter Yapılarına Etkisi ve Sanatçılar Üzerindeki Yansıması” başlıklı teziyle tamamlayan Emadi, üretimlerinde psikanalitik karakter yapıları ile sanatsal ifade arasındaki ilişkiyi de derinlemesine ele alır.

  • ANA SAYFA | Galerimerkur

    ÖZGE KAHRAMAN ARKHE: KARANLIK 12 Mayıs - 6 Haziran 2026 Güncel Sergi Güncel Sergi MIGUEL RODRIGUES HERITAGE / Miras 28 Mart - 02 Mayıs 2026 Geçmiş Sergi Geçmiş Sergi LEYLA EMADİ HEMHAL / Blended in Balance 17 Ocak - 14 Mart 2026 Geçmiş Sergi Geçmiş Sergi NİLÜFER YILDIRIM İNSAN MANZARALARI 15.11.2025 - 03.01.2026 Geçmiş Sergi Geçmiş Sergi KEZBAN ARCA BATIBEKİ Sessizliğin Sesi 13 Eylül - 1 Kasım 2025 Geçmiş Sergi Geçmiş Sergi DİLARA AKAY SPİRAL DANS 28 Mayıs - 10 Temmuz Geçmiş Sergi Geçmiş Sergi SALİHA YILMAZ SİS DENİZİ 26 NİSAN - 24 MAYIS 2025 Geçmiş Sergi Geçmiş Sergi HÜSAMETTİN KOÇAN GÖLGENİN ARKASINDAKİ 15 MART- 19 NİSAN 2025 Geçmiş Sergi

  • Modus Vivendi | Galerimerkur

    FATMA TÜLİN | MODUS VIVENDI - BİR YAŞAM HALİ 23 KASIM 2023 - 6 OCAK 2 024 ESERLER BASIN BÜLTENİ FATMA TÜLİN'İN “MODUS VIVENDI - BİR YAŞAM HALİ” SERGİSİ MERKUR’DE Fatma Tülin’in son dönem çalışmalarını, 23 Kasım 2023 Perşembe günü MERKUR’de açılacak yeni sergisinde izleyebileceğiz. Sanatçının başlangıç yıllarından bu yana tematik bütünlüğünü koruyarak geliştirdiği çizgisinin bu aşamasında, ilk kez resimleriyle birlikte bağlantılı bir biçimde iki büyük heykel çalışması yer alıyor. Sergideki bu resim-heykel birlikteliğine F. Tülin’in belli başlı yapıtlarında görülen özelliklerin ontolojik bir devamı olarak bakılabilir. Sanatçının imge dünyasındaki heykeli çağrıştıran form algısı, ilk kez izlenecek bu üç boyutlu yapıtlarda somutlaşıyor. Sergide yer alan resimlerinden 450 x 210 cm boyutunda olan “Su Yüzünden Öyküler” adlı tek tuvalden oluşan eserinde, sanatçının daha önce gerçekleştirdiği dev boyutlu işlerde gözlemlenen, alışılagelmişin ötesine geçmek, mekana karışmak arzusunu görmek olası. Fatma Tülin resminin ana meselesi olan varlığın formunu sorgulamak, düşünsel zeminde hesaplaşmak, nesneye bakışa ve algıya müdahale etmek, bu sergideki işlerde de etkin bir somutluk kazanıyor.

  • resume | Galerimerkur

    ŞEYDA CESUR | RESUME 2 MAYIS - 23 MAYIS 2 0 11 ESERLER BASIN BÜLTENİ ŞEYDA CESUR'UN “RESUME” SERGİSİ MERKUR’DE Şeyda Cesur, Resume ismini verdiği solo sergisinde; bugüne kadar gerçekleştirdiği sanat üretimini gözden geçirerek kendisi ve üretimi arasında tercihler yaptı. Bu tercihlerin sonunda sanatçı, kimi zaman video, performans, kimi zaman fotoğraf gibi farklı disiplinlerde ürettiği eski işlerini tuval, el yapımı kağıt gibi farklı araçlarla yeniden üretti. Kimi zaman ise bu işlerinden hareketle yenlikçi işlere imza attı. Beni Seviyor Musun?(2002), Dijital Tanık (2003), Sıra Sende (1996) gibi serilerini adeta bir DJ gibi bugünün bakışı ve malzemesiyle miksleyen ortaya bir çeşit cover’lar ve yeni bir kimlik çıkaran sanatçı, yeni serisi Ben Kendim’de (2011) daha önce vücudunu kullanarak yaptığı işlerine bir yenisini ekleyerek kendi bedeninin izini sürerek performatif tuvaller gerçekleştirdi. Cesur, son çalışmalarını ve içinden geçtiği sergi sürecini şöyle anlattı: “Bütün bir üretimimin karşısına geçtim. Bu süreçteki çarpışmaları ve eklentileri birleştirerek Ben, kendimle nerede birleşip nerede, çatışmışım ve biyografim bundan ne kadar etkilenmiş,. Sonunda bir çember oluştu. Bunu fark ettim. Bu bir özet. Benim, kendimin ve onlardan hareketle ürettiklerimin bir özeti. Aynı zamanda da bir başlangıç.”

  • Hakkımızda | Galerimerkur

    Finding Inspiration in Every Turn This is your About Page. This space is a great opportunity to give a full background on who you are, what you do and what your website has to offer. Double click on the text box to start editing your content and make sure to add all the relevant details you want site visitors to know. Our Story Every website has a story, and your visitors want to hear yours. This space is a great opportunity to give a full background on who you are, what your team does, and what your site has to offer. Double click on the text box to start editing your content and make sure to add all the relevant details you want site visitors to know. If you’re a business, talk about how you started and share your professional journey. Explain your core values, your commitment to customers, and how you stand out from the crowd. Add a photo, gallery, or video for even more engagement. Our Clients

  • SERGİLER | Galerimerkur

    ''HEMHAL / Blended in Balance'' LEYLA EMADİ 17 Ocak – 14 Mart 2026 Leyla Emadi’nin çok kimlikli ve çok dilli varoluşu, bu serginin temel zeminini oluşturur. Sanatçı, zıtlıkları bastırılması gereken çatışmalar olarak değil; anlamı derinleştiren, üretimi besleyen bir zenginlik alanı olarak ele alır. Bu yaklaşım, sergide sufi düşüncenin akışkanlığı ile küfi yazının geometrik ve sert estetiğinin aynı mekânda yan yana var olmasıyla görünür hâle gelir. Betondan üretilmiş küfi yazılar, dilin hem teselli eden hem de ağırlık taşıyan yönünü ortaya koyar. Beton, sözü yalnızca okunur kılmaz; onu mekâna çöken, bedende hissedilen bir varlığa dönüştürür. Zaman, teslimiyet, içe dönüş ve mikro–makro ilişkisi, keskin köşeler ve sert yüzeyler aracılığıyla maddede yoğunlaşır. Bu sertliğin karşısında, sufi anlayıştan beslenen akışkan ve soyut alfabe heykelleri yer alır. Beton harflerle ortaya koyulan bu dil, ışık ve gölgeyle çoğalarak anlamı tek bir noktaya sabitlemek yerine mekânın içinde dolaştırır. Soyut formlar dili bir yapıdan çok bir nefes, bir devinim hâline getirir. Burada denge, ölçülen bir eşitlik değil; hareketin içinde korunmaya çalışılan bir ritimdir. Nakışlı ve dokuma olan işleri serginin daha içsel ve bedensel katmanını oluşturur, her bir nakış aslında ‘hemhal’ olabilme halini zamana, sabra ve emeğe bağlar. Yukarı ile aşağı, iç ile dış, parça ile bütün arasındaki aynalılığı ilmek ilmek kurar. Dil burada yalnızca bir fikir değil; dokunulan, taşınan ve hafızaya işlenen bir yüzey hâline gelir. HEMHAL zıtlıkların çözüldüğü bir alan önermez. Aksine, her iki ucu da kendimize ait kabul etmenin gerekliliğini hatırlatır. Ne bir tarafı görmezden gelmek ne de diğerine körü körüne tutunmak mümkündür. Tıpkı bir tahterevalli gibi: bir uç ağırlaştığında diğeri yükselir. Denge, ancak bu karşılıklı varoluş hâlinde mümkündür. Bu sergi, dengeyi bir hedef olarak değil; zıtlıklarla birlikte yaşama cesareti olarak düşünmeye davet eder. Leyla Emadi (d. 1977, Ankara) aslen İranlı olan sanatçı, Türkiye ve İran’ın siyasal ve ideolojik çalkantılarla şekillenen dönemlerinde büyümüş, iki ülkenin ortak tarihsel kırılmaları ile kimlik ve aidiyet arasındaki gelgitlerin izlerini sanatına taşımıştır. Çalışmaları, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, adalet/sizlik!, ideolojik kalıplar ve kolektif travma gibi meseleleri merkezine alır. Kumaş, metal, beton, baskı teknikleri gibi çeşitli medyumlarla üreten sanatçı, özellikle son dönem işlerinde betonun ağırlığını dilin ezici gücüyle birleştirerek bireysel ve toplumsal hafızayı sorgulayan işler ortaya koymaktadır. Yeditepe Üniversitesi’nde Sanatta Yeterlik programını “Travma’nın Karakter Yapılarına Etkisi ve Sanatçılar Üzerindeki Yansıması” başlıklı teziyle tamamlayan Emadi, üretimlerinde psikanalitik karakter yapıları ile sanatsal ifade arasındaki ilişkiyi de derinlemesine ele alır. “Human Landscapes” Nilüfer Yıldırım 15 Kasım 2025 - 3 Ocak 2026 Nilüfer Yıldırım’ın İnsan Manzaraları/Human Landscapes adını verdiği sergisi MERKUR’de 15 Kasım 2025 Cumartesi günü açıldı… Human Landscapes, sanatçının soyutlama ile figürasyon arasındaki belirsiz alanı keşfetme arayışından doğuyor. Ne tamamen soyut, ne de tamamen figüratif olan, iki ifade biçimi arasında salınan bir alan. Sanatçı, bu geçişin çağdaş yaşamın duygusal ve psikolojik hâllerini yansıttığını düşünüyor. Eserlerin merkezinde bağlantı fikri yer alıyor, iki insan, iki kimlik ya da benliğin kendi içindeki ilişkiler arasındaki hassas denge. Doku, form ve renk aracılığıyla bağımsızlık ve karşılıklı bağımlılık, bireysellik ve birliktelik gibi karşıtlıklar arasındaki gerilimi araştırıyor; bireysel olmanın ve birlikte var olmanın sınırlarını sorguluyor. Sanatçı, soyutla figüratif arasındaki bu belirsizliği, insan ilişkilerinin değişken doğasının bir yansıması olarak ele alıyor. Bu ilişkiler kimi zaman net ve tanıdık, kimi zaman parçalanmış ya da bulanık görünebiliyor, ancak her durumda duygusal bir derinlik barındırıyor. Renk paleti, bu seride hem biçimsel hem de duygusal bir dil işlevi görüyor. Sanatçı, farklı renklerin bir aradalığıyla bir harmoni kurarken, bu harmoninin içindeki ikilikleri ve birbirini var eden karşıtlıkları görünür kılmaya çalışıyor. Renkler, bireysel yalnızlığın sessizliğini olduğu kadar ortak insan deneyiminin paylaşılan duygusunu da taşıyor. Sanatçı, izleyicinin de kendi duygularını ve hikâyelerini bu alanın içine yerleştirebilmesini amaçlıyor. Human Landscapes, insan olmanın görünür ve görünmeyen katmanlarını; duygular, ilişkiler ve varoluş arasındaki geçirgen sınırları araştıran bir alan olarak ortaya çıkıyor. Nilüfer Yıldırım, İstanbul ve Milano arasında çalışan çağdaş bir sanatçıdır. Milano’da Istituto Marangoni’de grafik tasarım ve sanat tarihi eğitimi almış, ardından uzun yıllar New York’ta yaşamış ve üretimlerini sürdürmüştür. Sergi 3 Ocak 2026 tarihine kadar MERKUR’de izlenebilecek. “Sound of Silence” Kezban Arca Batıbeki 13 Eylül 2025 - 1 Kasım 2025 MERKUR sanat sezonunu Kezban Arca Batıbeki’nin yeni sergisi “Sound of Silence” ile açıyor. 13 Eylül- 1 Kasım 2025 tarihleri arasında MERKUR’de izlenecek sergide; kırk yılı aşkın üretim pratiğinde pop kültür, tüketim toplumu, kadın temsilleri, toplumsal cinsiyet politikaları ve bellek gibi temaları sorgulayan Batıbeki, bu sergide doğa, kadın bedeni ve sessizlik arasındaki kırılgan ilişkiler üzerinden yeni bir görsel evren kuruyor. Sanatçının siyah-beyazın baskın olduğu resimlerinde, yalnızca seçili imgelerde beliren renkler bir sesin, geri dönmeye çalışan bir hafızanın ipuçları gibi beliriyor. Bu işler, yalnızca temsil ve estetik düzlemde değil; etik, politik ve simgesel düzeyde de derin bir anlam katmanı sunuyor. “Sound of Silence”, sessizliğin yalnızca suskunluk değil, aynı zamanda bir direniş biçimi olabileceğini hatırlatıyor. Kadın figürlerinin doğayla kurduğu simbiyotik bağ, sanatçının kültürel eko-feminist bir bakışla geliştirdiği poetikasını görünür kılıyor. Ağaçlara kök salan bedenler, susturulmuş megafonlar, hedef tahtasına dönüşen kadın imgeleri; hepsi kadınlık hâllerine dair birer görsel manifesto niteliğinde. Derya Yücel’in sergi metninde de vurguladığı gibi, “Batıbeki’nin son dönem işleri, figürün ötesine geçerek yeni bir imgeleme alanı açıyor. Kadının bedeni bir hedef değil, bir alan; sesi bir yankı değil, bir çağrı olarak duyuluyor. Sessizlik ise burada hiç olmadığı kadar gürültülü.” Sergi 13 Eylül-1 Kasım 2025 tarihleri arasında MERKUR’de izlenebilir. Nefes Vol.7 16 Temmuz 2025 - 29 Ağustos 2025 “Nefes Vol.7” sergisi, çağdaş sanatın farklı disiplinlerinden 19 sanatçıyı bir araya getirdi. Sergide Arzu Akgün, Barış Dervent, Burak Kutlay, Büşra Çeğil, Canan Köse, Dilara Akay, Ece Haskan, Ersan Deveci, Gözde Baykara, Hanna Effen, Nadine Sengstock, Nadir Baylan, Nilay Özenbay, Rabia Çelik, Saliha Yılmaz, Selin Bintaş Çeliktaş, Şeyda Cesur ve Yusuf Aygeç’in eserleri izleyicilerle buluştu. Sergi, ziyaretçilerine çağdaş sanatın farklı yorumlarını deneyimleme fırsatı sundu ve sanatçılar arasında kurulan diyaloglarla zenginleşti. Teşekkür: Bu serginin gerçekleşmesine destek veren Sanathane İstanbul’a teşekkür ederiz. @sanat_hane_istanbul Selin Çeliktaş Kağıt üzerine karışık teknik, 50 cm x 70 cm Noir 49 2024 DİLARA AKAY “SPİRAL DANS” 28 Mayıs - 28 Haziran 2025 Dilara Akay’ın son dönem heykel ve kağıt çalışmalarından oluşan yeni sergisi “Spiral Dans” MERKUR’de sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçı geçen sene kaybettiği annesinin anısı henüz tazeyken, çocuğunun yaptığı gen testinde; anadan çocuğa geçen mitokondri DNA’nın (T2c1a4) onbinlerce yıllık (T2c1) Çatalhöyük ve (T2c1a) Aşıklıhöyük kadınlarıyla aynı listede yer aldığını öğreniyor. Çokça yerleri dolaşan bu akıl, varoluş enerjisinin içeri ve dışarı sonsuz döngü hareketinin farkındalığı olarak geri dönüyor. Uzak galaksilerin görkemli helezonlarından, küçük deniz kabuğunun zarif yılankavi desenine; sarmaşığın, rüzgarın, elektronun kıvrımlı dönüş hareketinden, DNA'mızın çift sarmalına; tüm varoluş sonsuza dek tekrar tekrar içeri ve dışarı doğru bir spiral dans değil mi? Kadın mitokondri DNA’sını çocuğuna veriyor, dolayısıyla hayat enerjisi anneden anneye yol alıyor. Bu yüzden de kim nereden gelmiş, kim kimin atası diye insanlık tarihi araştırması yapıldığında kadına bakılıyor. Analarımızın mitokondri DNA’sının nerelere gittiğine, kimlerden kimlere geçtiğine bakıp hücrelerimizdeki yaşam enerjisinin haritasını çıkararak kimiz, nereden geldik, mirasımız nedir bilebiliriz. Mirasımız, bugün değer verdiğimiz ve tadını çıkardığımız her şey, geçmişten bize emanet edilen, bizim de koruyup gelecek nesillere aktaracağımız değerlerdir. 28 Mayıs Çarşamba günü açılacak olan “Spiral Dans”, 28 Haziran Cumartesi gününe kadar devam edecek. SALİHA YILMAZ “SİS DENİZİ ” 26 Nisan -24 Mayıs 2025 Saliha Yılmaz’ın “Sis Denizi” Sergisi 26 Nisan’da MERKUR’de Açılıyor. Sanatçı Saliha Yılmaz’ın son dönem üretimlerini bir araya getiren “Sis Denizi” başlıklı kişisel sergisi, 26 Nisan Cumartesi günü MERKUR’de izleyiciyle buluşuyor. Sergi, sanatçının seramik, tuval ve kâğıt üzerinde gerçekleştirdiği yeni işlerinden oluşuyor. Yılmaz bu sergi için hem içerik hem de teknik olarak çok katmanlı bir yapı kurarken, yapay zekâ destekli üretim biçimlerini boyayla çalışan tekniklerle bir araya getiriyor. Sergi, sisin dağıldığı ama anlamın yoğunlaştığı bir eşik alanı açıyor. Sergi metni sanat tarihçisi ve yazar Nazlı Pektaş tarafından kaleme alındı. Pektaş, Yılmaz’ın sis kavramı üzerinden geliştirdiği düşünsel ve görsel dili şöyle anlatıyor: “Sis, yalnızca doğaya ait bir olgu değil; düşüncenin, algının, kimliğin şekil değiştirdiği bir oluş alanı. Yılmaz’ın işleri bu oluş hâlini hem kavramsal hem teknik düzeyde dönüştürerek günümüzün görme biçimlerini sorguluyor.” Serginin çıkış noktası Caspar David Friedrich’in 1818 tarihli Sis Denizi Üzerinde Gezgin adlı tablosu. Ancak Yılmaz’ın yorumunda sis, romantik bir manzaradan çok daha fazlasına dönüşüyor: Doğayla insan arasındaki ayrımların silindiği, belirsizliğin üretken bir zemine evrildiği bir alana. Yapay zekâ ile üretilmiş görsel parçalarla manuel üretimi bir araya getiren sanatçı, izleyiciyi alışıldık bakışın dışına davet ediyor. İmgeler sabit değil; yüzeyin dışına taşıyor, duvarlara yayılıyor. Bu akışkanlık yalnızca formda değil, düşüncede de hissediliyor. Kafka’nın dönüşen bedeni, O’Keeffe’in büyüttüğü detaylar, Karen Barad’ın maddeye yüklediği failiyet; hepsi bu yoğunlukta iz sürüyor. “Sis, yolumuzu kapatmıyor; yönlerimizi çoğaltıyor.” Sergi, sabit bir bakışa değil, sürekli dönüşen, çoğalan bir algıya kapı aralıyor. Tüm sergi boyunca karşılaşılan imgeler, yapay olanla doğalın, bedenle madde-dışı olanın, insanla insan olmayanın iç içe geçtiği bir dünyada yeni bir varoluş öneriyor. Belirsizlikten korkmayan, sabit kimliklere ihtiyaç duymayan bir varoluş bu. Sis, görüşü sınırlamak yerine olasılıkları artırıyor. Ve izleyici, serginin sonunda şu soruyla baş başa kalıyor: İnsan merkezli bakışın dışına çıkarak, oluşun sonsuz akışına açık, belirsizliğin içinde başka bir varoluş mümkün mü? Nazlı Pektaş (Metin Alıntı) HÜSAMETTİN KOÇAN “GÖLGENİN ARKASINDAKİ” 15 Mart-19 Nisan 2025 Prof. Hüsamettin Koçan’ın “Gölgenin Arkasındaki” adını verdiği yeni sergisi 15 Mart Cumartesi günü MERKUR’de açılıyor. Prof. Hüsamettin Koçan yeni sergisinde, Bayburtlu kadınların yaratıcılık ve sabırla ürettikleri geleneksel üretimleri kendi özgün sanat diliyle harmanlayarak, adeta, renklerin ve parıltıların iç içe geçtiği büyüleyici bir senfoni yaratıyor. Sanatçı, 2024 yılında gerçekleştirdiği “Gel Zaman Git Zaman” sergisinde, yaratıcılığın hiyerarşik bir alan olmadığı görüşünü açıklamış ve halk sanatlarını küçümseyen, insanı sanatın ve kültürün gerçek üreticisi olarak görmeyen pazar odaklı bakış açısını tartışmaya açmıştı. Aynı sergide, Baksı Müzesi koleksiyonuna kazandırılan hapishane işleri üzerine yoğunlaşan Koçan, hapislik, zaman ve boncuk arasındaki anlamlı yolu keşfederek bu işleri Bitmeyen Zaman Saatleri olarak adlandırmıştı. Yolculuğuna bu sergide, Bayburtlu kadınlarla birlikte devam eden Koçan, onların boncuk örgü tekniğini çağdaş bir yorumla yeniden ele alıyor. Sanatçı tığ işlerin yerleştiği saçları, Anadolu’da ekmek ve yemek pişirilen bu formu hem kadınların ekmek ve yemek yaptıkları, hem de bu tığ örgüler vasıtasıyla ekmeklerini kazandıkları bir form olarak yeniden yorumluyor. Bu nedenle malzeme herhangi bir müdahale yapılmadan olduğu gibi kullanılıyor. Bayburtlu kadınların kendi arzuları doğrultusunda boncuk örgülerinden “güneş” motifleri yaratmak istemesiyle, ortaya rengârenk ve ışıldayan bir güneş senfonisi çıkardıklarını vurguluyor. Koçan, bu üretimleri kadının kendini doğrudan ortaya koymadan ifade ediş biçimi olarak okuyor ve kendi sanat diliyle birleştirerek Gölgenin Arkasındaki adını veriyor. Koçan sergiyi şu sözleriyle ifade ediyor: “Bu sergi bir denemedir. Buradaki deneyim geleneksel tığ işçiliğinin fırça ile buluşmasıdır.” Serginin kavramsal çerçevesinde gölge, kadının mahremiyetini; arkasındaki ise bu mahremiyetin iç dünyaya yansıyan izdüşümlerini simgeliyor. Bayburt’ta kurduğu Baksı Müzesi’nde her zaman yerel kadın gücüne ve yaratıcılığına alan açan Hüsamettin Koçan, bu sergide de kadın dünyasına bir erkek eli olarak katkıda bulunuyor ve boncuk işçiliğinin bir sabır yolculuğu olduğunu vurgulayarak bu anlayıştan yola çıkan bir sergi ortaya koyuyor. Tığ, boncuk ve sabrın buluştuğu bu sergi, geleneksel ile güncelin kaynaştığı, kadın ile erkeğin sanat yoluyla bir araya geldiği anlamlı bir diyalog bir tokalaşma niteliğinde. “Gölgenin Arkasındaki” sergisi, lekeler ve renkler arasında her zaman gizemini koruyan buluşmaların izini taşıyor. Sergi 15 Mart-19 Nisan 2025 tarihleri arasında MERKUR’de görülebilir. MERKUR Adres: Polat Piyalepaşa. İstiklal Mah. Piyalepasa Bulvarı.32/D Beyoğlu Bilgi için: galeri@galerimerkur.com HANNA EFFEN NADINE SENGSTOCK “GÜÇ VE KIRILGANLIK” / STRENGTH AND FRAGILITY 11 Ocak -28 Şubat 2025 Galeri Merkür yeni yıla, Levent Çalıkoğlu küratörlüğünde düzenlenen, Düsseldorf Sanat Akademisi’nden yeni mezun iki genç sanatçının soyut resmin sınırlarını araştırdıkları çalışmalarını bir araya getiren, “Güç ve Kırılganlık” adlı sergi ile giriyor. Nadine Sengstock ve Hanna Effen’i bir araya getiren sergi, soyut resmin günümüz sanat dünyasındaki hakimiyetini ve genç sanatçılar için taşıdığı potansiyel ifade gücünü iki ayrı yaklaşım üzerinden izleyiciye sunuyor. Sergi, soyut formlar dünyasında hala gidilebilecek yolun güçlü ama aynı zamanda kırılgan potansiyelini hatırlatmayı amaçlıyor. Bu potansiyel iki sanatçı için de iki ayrı yoldan ulaştıkları yeni bir dinamiğe sahip. Hanna Effen, soyut formların insanlar arası ilişkilerde oynadığı görsel biçim çağrışımlarına, Nadine Sengstock ise tanıdık gelebilecek soyut formların algımızdaki etkilerinin aslında ne kadar bulanık ve kolay tanımlanamaz olduğuna referans veriyor. Her iki yaklaşım da görsel olarak tanıdık ve aşina gelenin ortaya çıkmasında belirleyici olan kişisel ve toplamsal kodlara açılıyor. Kimi örnekte, üreticisinin tuval üzerindeki izini gizleyen grafiksel tatlara sahip resimleri ile Hanna Effen, soyut resmi zamanın öznel kaydı ve insanlar arasında ilişki kurmanın zemini olarak görüyor. Bir hikayeye dönüşmeden eğrilerin, geometrik köşelerin sadece kendi potansiyellerini araştırıyor. Tuval yüzeyine yerleşen her bir formun tuvalin içinde kendi mekanını kurmasına ve yerleştiği sergi mekanı ile de yeni bir ilişki biçimi oluşturmasına müsaade ediyor. Soyut resmin sanatçı ile izleyicisi, hatta sanatçının yaşadığı yerdeki insanlarla kurabileceği ilişki biçiminin doğal anlamlarını bulmaya çalışıyor. Geometrik bir jestin, sanatçı ve izleyici tarafından nasıl sahiplenebileceğine dair güncel bir düşünce alanı oluşturuyor. Nadine Sengstock ise resimlerinde kolay kategorize edilemeyen sembolik formların anlamları ve bizdeki karşılıkları üzerine düşünüyor. Tanıdık gelen ama tanıdık gelmeye başladığı anda hemen o ifade alanından uzaklaşan bu formlar, taşıdıkları görsel etki ile bir bedenin kırılgan kimi örnekte de erotik bir soyutlamasını çağrıştırıyor. Nadine tanıdık gelen bu formları manipüle ederek geleneksel olarak bedene ilişkin yerleşik görsel kodları bozmayı ve gördüğümüz ile daha içsel düzeyde bir ilişki biçimi inşa etmemizi teşvik ediyor. Bu durum tam da soyut resmin güncel etki gücünün taşıdığı potansiyele işaret ediyor. Hem var hem de yok olma hali ile gerçekliğin bir karşı temsili olarak eşsiz bir oyun sahasında yol almak! Sergi, soyutlamayı ve soyut formlar dünyasını, kendilerini ve toplumsal dinamikleri yeniden tanımlama ve anlama yolu olarak keşfetmeye çalışan iki genç sanatçının 25 adet çalışmasını bir araya getiriyor. Levent Çalıkoğlu GÖZDE BAYKARA ''YEDİ ÖLÜMCÜL GÜNAH'' / SEVEN DEADLY SINS 16 Kasım- 14 Aralık 2024 Dünya var olduğundan bu yana, “Kadın” çok güçlü bir imge şeklinde her yerde ve her zaman karşımıza çıkmıştır. Dört kutsal kitap, dört bir ağızdan, Adem’e yasak elmayı yedirdiği için hikayesinden ve cennetinden kovulan Havva’yı betimlemiş; insanoğlunun varoluş nedenini, bu baştan çıkarıcı ve tehlikeli varlığın günahıyla taçlandırmıştır. Çoğu mitolojik efsanede “kadın” başroldedir; kadın uğruna fetihler yapılmış, tarih yazılmış ve yine aynı kadın uğruna savaşılmış, gerekirse ölünmüştür… Kıpkırmızı elmalar iştahla dişlenmiş, günaha girilmiş ve tövbeler edilmiştir! Günümüzde ise içinde yaşadığımız coğrafya itibariyle “Kadın” kimliğinin neredeyse ideolojik bir harp nesnesine dönüştürüldüğünü ve kadın bedeninin, fikrinin, zikrinin, yaşam tarzının, hatta seksüel tercihlerinin bile sorgulandığını; bekaret üzerinden namus siyaseti yapıldığını; rahim ve yumurtalıklara sözde sahip çıkarak ve kadını yok sayarak cinsel politikalar üretildiğini görüyoruz. Kadının kendi rahmi ve doğurganlığına yabancı kılınışına, toplumun her kesiminden erkeğin “kadın” üstünden ahkâm kesişine ve iktidar savaşlarına şahit oluyoruz! İşte bundan ötürüdür ki, resimlerimi üretirken cinsiyet aidiyetinden yola çıkıyor ve toplumdaki kadın kimliğimi/kimliğini sorunsallaştırıyorum. Maskülen ideolojiye karşı, feminen bir eleştiri de diyebiliriz bu duruma! “Yedi Ölümcül Günah” adını verdiğim ve son dönemde ürettiğim resimlerimden oluşan bu sergimde Hristiyanlıkta ölümcül olarak kabul edilen ve lanetlenen yedi günahtan yola çıktım. Kibir, açgözlülük, öfke, kıskançlık, şehvet, oburluk ve tembellik; bu yedi günahı referans alarak bir atmosfer yaratmaya çalıştım ve kadını sadece erkek dünyasına hizmet eden seyirlik bir nesne olarak değil; femme fatale/ külkedisi arasında gidip gelen, çağdaş mitolojiyle uyum içerisinde olan düşsel ve günahkâr bir masal kahramanı olarak ele aldım. SABİRE SUSUZ ''ARA YÜZ'' 21 Eylül - 02 Kasım 2024 KAPİTONE NOKTASI VE DİJİTAL GÖRSEL DİL Sabire Susuz, sergideki yedi Kapitone resim ve yedi kapitone sümen bu kavramsal yapıyı Türkiye Cumhuriyeti resmî kurumlarında olduğu kadar özel kurumlarda da yönetici mekanlarında yöneticinin arkasındaki duvarı kaplayan ve önündeki masada duran iki kurum ve güç göstergesi olan kapitone eşya üstünden yorumluyor. Kapitone, bir döşeme tekniğidir; kumaş belirli bir şekilde sabitlenmek için düğmelerle belirli bir ritimde gerilir; kumaşın yumuşak dokusu dikişe direndiği için kumaşta belirli bir gerilim vardır ve bu gerilim, kumaşın düğmenin etrafında toplanması ve düğmeden dışarı doğru yayılması şeklinde görülebilir. "Kapitone noktası" metaforu, tutsaklık ve özgürleşme arasındaki korku ve cesaret sürecinin karşılığıdır. Lacan “kapitone noktası” fikrini Seminer III'ün XXI. Bölümünde tanıtıyor. “Kapitone noktası şeması insan deneyiminde esastır” diyor. Şimdilerde yaşadığımız ve üstesinden gelmekte zorlandığımız siyasal-ekonomik- kültürel süreci Lacan’ın kapitone noktasına bağlayarak düzenin yapı sökümünü yapıyor Susuz. Lacan’a göre kumaş ve düğmeler arasındaki ilişki ve gerilim gösteren ve göstergesinin birbirine bağlanarak bir anlam oluşturmasını işaret etmektedir. Türkçedeki tanımıyla Müdür odalarının bu temel eşyası devlet, yerel yönetimler, resmi ve özel kurumların öngördüğü iktidarın ve yetkeci söylemin göstereni arkasındaki sorunlu göstergelere işaret etmektedir. Gösterge istikrarsız ve sürekli direnişler ve kaymalarla gösterenden söylemsel ve yönetimsel sakıncalar yaratarak ayrılmaktadır. Kapitone levha kurtulmak istediğimiz köhneleşmiş söylemlerin ve yönetimlerin yerine daha köhne ve sakıncalı pozisyonlar içeren düğmelerin dikilebileceğini de işaret ediyor ve toplumu uyarıyor. Kapitone düğümü bu yapıtlarda dijital ekranlarda bir ölçü birimi olarak kullanılan piksel ile gösteriliyor. Susuz kendisi ve toplum görsel dil ve kültürün dijitalleşmesi dönemini yaşarken, dijital görselliğin siyaset, ekonomi ve kültür alanındaki yapıcı ve yıkıcı etkilerini deneyimlerken, tüketim endüstrisinin tanıtım ve özellik etiketleriyle oluşturduğu pikseller ile bu dilin ideolojik yapısını gündeme getiriyor. Susuz bu yapıt dizisiyle kapitonenin yansıttığı ideolojik iktidar yapısıyla dijital dilin hegemonik kapitalizme hizmet eden ideolojik yapısını eşleştiriyor ve bu bireşimle düzeni tartışmaya açıyor. Beral Madra, Temmuz 2024 Süreyya Ağaoğlu Çocuk Dostları Derneği tarafından düzenlenen “Süreyya Ağaoğlu Sanat Ödülleri” 2024 Resim ve Heykel Sergisi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin katılımıyla 7–14 Haziran 2024 tarihleri arasında Merkur Art Gallery’de gerçekleşti. Genç sanatçıların üretimlerini bir araya getiren sergi, resim ve heykel disiplinleri üzerinden güncel ifade biçimlerini görünür kılarken, farklı yaklaşımlar arasında bir diyalog alanı oluşturdu. Sergi, sanat eğitimi ile profesyonel sanat ortamı arasında köprü kuran bir platform sunmayı amaçladı. Ahmet Duru I Güneş Çarpması 7 - 30 Mayıs Ahmet Duru’nun MERKUR’deki ilk sergisi “Güneş Çarpması” 7 Mayıs 2024 Salı günü açılıyor. “Ahmet Duru kağıt üzerine çizimler, heykelsi objeler ve tuval üzerine yağlıboya resimlerle sergisini ziyaret edenlere doğada bir gün geçirme deneyimi yaşatıyor. İzleyici, gün doğumundan gün batımına kadar sanatçı ile birlikte bir yürüyüşe çıkıyor. Doğada yürümek Duru’nun hayatının ve çalışmalarının önemli bir parçasıdır. Ormanlar ve yaylalar arasında yaptığı trekking ve yürüyüş yolculuklarında eserleri için ilham kaynağı buluyor. Bu yürüyüşler uzun saatler ve kilometrelerce sürebiliyor. Merakı, estetik açıdan çekici ve kavramsal açıdan güçlü olan mevcut işlerine açıkça yansıyor. Sanatsal gözlemler ve bilimsel araştırmaların eşsiz bir karışımından doğan doğaya taze bakışı, izleyicilerin dünyaya alternatif bir açıdan bakmasını sağlıyor. MERKUR'deki mevcut sergisinde bitkiler, ağaçlar ve suyun yanı sıra zaman ve mekân da önemli rol oynuyor. Güneş çarpması bir günü temsil eder. Görüntülenen eserlerin tümü, etiket bilgilerinde GPS koordinatlarıyla işaretlenen belirli konumlara bağlıdır. Örneğin çizilmiş bir ağacın orijinal ve doğal modeli bu koordinatlar aracılığıyla bulunabilir. Kim bilir; belki gelecekte ağaç yok olacak, ama eser onun varlığının tek tanığı olarak hayatta kalacak. Ahmet Duru sanatın bellek işlevini, zamanı dondurarak zamansız bir bellek yaratma aracı olarak ortaya koyuyor. ‘Güneş Çarpması’, güzel doğal ortamların güzel resimlerinden oluşan bir sergiden çok daha fazlasıdır. Bu, doğanın gücünün bir ifadesi olduğu kadar sanatın gücünün de bir manifestosudur. Hem doğa hem de sanat geçmişte esas olarak güzellik alanına atfedilmiştir. Günümüzde bu dar bakış açısı elbette genişlemiştir ve Ahmet Duru, doğanın ve sanatın hayatımızdaki rollerini anlatan büyük bir savunucudur.” Sergi metnini Prof. Dr. Marcus Graf’ın kaleme aldığı “Güneş Çarpması” 30 Mayıs 2024 tarihine kadar MERKUR’de izlenebilir. Ahmet Duru Dokuz Eylül Üniversitesi Resim Bölümü Mezunu GEÇMİŞ SERGİLER EVREN SUNGUR I KAFALAR ÇİFT // KEDİLER BÜYÜK 30 Mart - 30 Nisan DE FAKTO 16 Şubat - 16 Mart 2024 LEO LUNATIC | LEO IN CRIMELAND 16 Ocak - 10 Şubat 2024 FATMA TÜLİN | MODUS VIVENDI - BİR YAŞAM HALİ 23 Kasım 2023 - 6 Ocak 2024 ARZU AKGÜN | ROMANTİK DUYUMSAMANIN MEKANI 23 Eylül - 21 Ekim 2023 NEFES Vol. VI 19 Ağustos - 19 Eylül 2023 MUSTAFA AYKURT | GÜCÜN İMİTASYONU 6 Mayıs - 3 Haziran 2023 ZEYNEP ÇİLEK ÇİMEN | BAHAR 6 Mayıs - 3 Haziran 2023 NİLAY ÖZENBAY | AKIŞ 8 Nisan - 29 Nisan 2023 VAROLUŞA SAYGI 14 Nisan - 1 Nisan 2023 FRAN ANIORTE | RİTÜEL 12 Ocak - 12 Şubat 2023 EYLÜL DENİZ | KARANLIK SULAR 9 Aralık 2022 - 7 Ocak 2023 ADNAN ÇOKER | BENİM SİYAHIM 20 Ekim- 3 Aralık 2022 HORASAN | NE GAM BÂKİ, NE DEM BÂKİ 14 Eylül - 15 Ekim 2022 NEFES Vol.V 19 Temmuz - 7 Eylül 2022 YUSUF AYGEÇ I MEKANLAR TERCİHLERİN GÖLGESİDİR 15 MART – 30 NİSAN 2022 BURCU PERÇİN | YENİYE YÜKSELİŞ 25 Aralık 2021 - 3 Mart 2022 BİLGE İMGELERİ 13 Kasım - 22 Aralık 2021 ARA GÜLER 5 Ocak - 5 Şubat 2021 BURAK KUTLAY | ANTHROPOSYNTETIC 11 Kasım - 1 Aralık 2020 ABDÜLKADİR ÖZTÜRK | ÇİVİLERLE YAŞAM 15 Eylül - 31 Ekim 2020 YAZ KARMA SERGİ 21 Temmuz - 31 Ağustos 2020 SALİHA YILMAZ | YERYÜZÜ NOTLARI 8 Haziran - 3 Temmuz 2020 FATMA TÜLİN | KEDİNİN ANLAMI-KEDİDEN BAŞKA 17 Mart - 17 Nisan 2020 RABİA ÇELİK | BALIK HER ŞEYİ BİLİYOR 24 Şubat - 14 Mart 2020

  • MERKUR

    ALİ İBRAHİM ÖCAL | CENNET 11 NİSAN - 3 MAYIS 2014 ZİYA TACİR | PEOPLES PALACES 5 EYLÜL - 19 EYLÜL 2015 ESERLER BASIN BÜLTENİ ZİYA TACİR'İN “PEOPLES PALACES” SERGİSİ MERKUR’DE Türk fotoğraf sanatının başarılı isimlerinden Ziya Tacir, “PEOPLE’S PALACES” adını verdiği, mekan fotoğraflarından oluşan yeni sergisini 5 Eylül 2015 tarihinde MERKUR organizasyonuyla Eski Bomonti Bira Fabrikası’nda açacaktir. Sergide yer alacak işleri hakkında sanatçı; ‘”Çalışmalarımda mimari açıdan önemli yapıların iç ve dış mekanları, günümüz metropollerinin sunduğu manzaralar, sanayi ve üretim tesislerinin sunduğu görüntüler öncelikli olarak yer almaktadır. Binaların mevcut durumunu fotoğraflarken siyasi ve kültürel tarihinden gelen eski dokuları, mimari detayları izleyiciye aktarmaya özel önem veriyorum. Stockholm ve Moskova metro fotoğraflarıyla izleyiciyi ‘Kültürel Kimlik’ ve ‘Kent Kimliği’ başlıkları ile mimari arasında daha yakın bir ilişki kurabilmesi için bu kez terkedilmiş mekanlardan çıkararak canlı ve sürekli gelişen iki metro ağının içerisine dahil etmeyi istedim. Mimari yapılar ve birbirinden farklı üslup ve anlayışlar ile gelişen bu iki metro ağı sisteminin fotoğrafları tıpkı canlı birer organizma gibi. Dahil olduğu zamanın siyasal ve kültürel dinamiklerini gelenek ve modernlik karşıtlığında barındırıyor ve bizzat kendi sanat eserine dönüşmüş kamusal alanları da kullanarak oluşturduğu kimlik kodlamalarını izleyiciye aktarıyor.”

  • MERKUR

    ALİ İBRAHİM ÖCAL | CENNET 11 NİSAN - 3 MAYIS 2014 ŞEVKET SÖNMEZ | La-Vi-Da LAVIDA FAKE 28 EKİM - 20 KASIM 2013 ESERLER BASIN BÜLTENİ ŞEVKET SÖNMEZ'İN “La-Vi-Da LAVIDA FAKE” SERGİSİ MERKUR’DE Şevket Sönmez 'La-Vi-Da Lavida Fake ' ismini verdiği yeni kişisel sergisinde kavramsal çerçeveden kullandığı tekniklere geniş bir yelpazeye yayılan yeni çalışmalarıyla karşımıza çıkıyor. 'Kaligrafi, hikayecilik, popüler ve resmi kültür imgeleri arasında dolaşırken, klasik pentür anlayışından, duvar estetiğine uzanan dinamik stilini uç bir noktaya taşıyor... 'Lavidafake' Sevket Sonmez' in son sergisini imleyen bir 'kod' olarak görülebilir. Buradaki fonetik 'tını' oyunu, sadece bu çalışmaların oluşturulma ve gösterilme süreci için tasarlanmış olmasına rağmen serginin ana gövdesini taşıyan kavramlara da temas etmektedir... Bu sergide bütün ağırlığına rağmen felsefi 'tin' çocuksu bir yazı-imaj halinde ortaya çıkar. Çalışmaların tamamında bu 'tin' sanatçının kendi söylemiyle 'half hidden' yani yarı saklıdır.... Alexandre Dumas' nın 'Siyah Lale' isimli hikayesinin 20.y.y uyarlamalarını güncel bir fantezi halinde tekrar kurgulayan sanatçı 'sahte' ve 'orijinal' arasındaki gerilimli ilişkiye dikkat çekiyor. 'Siyah Lale'nin bütün erdemli eylemlerinin sembolü olan lale çiçeği ya bugünün milyonlarla üretilen plastik çiçeklerinden birine dönüşmüş olsaydı? Bir şeyin kendisiyle temsili arasında nitelik zıtlaşması nelere yol açar? 'İyi' ve 'güzel', 'çirkin' ve 'kötü' ile temsil edilebilir mi? Orijinal olan 'sahte' siz, dünya 'ay' sız olabilir mi? Kahramanlar ve kurbanlar arası gizli bir anlaşma mı var? Görüntüler dünyası hangi noktada insanlığın en büyük 'teknolojik' buluşu olan 'yazı' ya dönüştü? Temsillerin hangi hali 'FAKE' Ona göre 'çocuksu gerçekçilik' yaşamı anlamak için anahtar bir yöntemdir. İnsan öğrenme süreçlerinde kazanım ve kayıplar yaşar, her yeni bilgi daha önce yaşanan durumun sonudur... Ormanda heceleyerek şarkı söylerken, karşımıza 'fake' bir babaanne olarak çıkan kurt bugün yaşadığımız ‘hayatın’ kendisidir. Merkur' de açtığı ikinci kişisel sergi olan “La-Vi-Da LAVIDA FAKE” 28 Ekim - 20 Kasım 2013 tarihleri arasında izlenebilir...

  • MERKUR

    ALİ İBRAHİM ÖCAL | CENNET 11 NİSAN - 3 MAYIS 2014 NEFES Vol.IV 25 ARALIK 2019 - 15 ŞUBAT 2020 ESERLER BASIN BÜLTENİ “NEFES VOL.IV” SERGİSİ MERKUR’DE MERKUR uzun bir aradan sonra yeni sanatçıları görünür kıldığı NEFES sergi dizisinin dördüncüsünü 13 sanatçıyla birlikte açıyor. Nefes Vol.IV sergisinde Güneş Acur, Hüseyin Aksoy, Aslıhan Kaplan Bayrak, Rabia Çelik, Uğur Güler, Taha İsmail Elgün, Mustafa Mutlu, Talha Okan, Can Özsobay, Burak Satar, Aslı Vural, Sevtap Yılmaz ve Gamze Zorlu eserleriyle yer alacak. Bugünün sanatında genç kuşağın oynadığı önemli role parmak basan sergi; en eski iletişim dili olarak “resmi” en klasik anlatım malzemesi olarak tuval ve boya ile bizlere yeniden canlandıran sanatçıların renk, kompozisyon ve ritim arayışlarına götürüyor. Sanatçı Bilgileri: Güneş Acur: 1999 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Seramik Bölümünden mezun oldu. 2003-2018 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünde Öğrt. Gör. olarak ders verdi. Hüseyin Aksoy: 2019 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Resim İş. Öğ. Ana Bilim Dalından mezun oldu. Çalışmalarında tarihten ve günümüzden problemlere değinerek bazen ironi ve hicivle gerçeklik alanını imge üzerinden sorguluyor. Aslıhan Kaplan Bayrak: 2007’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Müzesi Resim Bölümünden birincilikle mezun oldu. 2014 yılından itibaren Bahçe Sanat İnsiyatifi Koordinasyonluğunu yürütüyor. Rabia Çelik: 2017 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünden mezun oldu. 2017 Base katılımcısı. Uğur Güler: 2014 Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim mezunu. Taha İsmail Elgün: 2016 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünden, Konya Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümüne geçti. Mustafa Mutlu: 2015 yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi Resim Bölümü Öğretmenliğinden mezun oldu. 2019 Base katılımcısı olan Mustafa Mutlu’nun yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere 18 ödülü bulunmakta. Talha Okan: 2019 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Resim İş Eğitimi Bölümü mezunu. Can Özsubay: 1986 yılı Marmara Güzel Sanatlar Grafik ve Geleneksel Türk Sanatları mezunu. 90'lı yıllarda Gırgır ve Fırt dergilerinde çizerlik yaptı. Burak Satar: 1999 yılında Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Plastik Sanatlar bölümüne girdi. 2003 yılından beri Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi Bileşik Sanatlar Ana Sanat Dalında Akademisyen olarak çalışmakta. Aslı Vural: 1996 Bilkent Üniversitesi Tasarım ve Mimarlik Fakültesi İç Mimarlık Bölümünde okudu ve aynı üniversitede güzel sanatlar bölümünde resim atölyelerine devam etti. Eserlerinde kentleri, değişim ve dönüşümü ve doğanın katledilişi, bireylerin bu durumun içerisindeki konumunu ele alıyor. Sevtap Yılmaz: 2005 yılında Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim iş Öğretmenliğinden mezun oldu. Gamze Zorlu: 2007 yılında girdiği Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesinde Resim Bölümünde lisans eğitimini tamamladı. 2009-2010’da Erasmus LLP ile gittiği İspanya’da Universidad de Sevilla’da okudu.

  • MERKUR

    ALİ İBRAHİM ÖCAL | CENNET 11 NİSAN - 3 MAYIS 2014 FRAN ANIORTE | RİTÜEL 12 OCAK - 12 ŞUBAT 2023 ESERLER BASIN BÜLTENİ FRAN ANIORTE’NİN “RİTÜEL / RITUAL” SERGİSİ MERKUR’DE Fran Aniorte’nin İstanbul’daki ilk sergisi “Ritüel” Karaca sponsorluğunda 12 Ocak – 12 Şubat 2023 tarihlerinde Polat Piyalepaşa’da yer alan MERKUR’de sanatseverlerle buluşacak. Karaca ürünlerinin tasarımcılarından Fran Aniorte, antik Akdeniz törenlerinden ilham aldığı eski bir RİTÜEL’i günümüze taşıyarak yeniden yorumluyor. Bir sofra etrafındaki yemek ritüelleri hem geçmişimizin, hem de bugünümüzün bir parçası. Türkiye'de meze ve İspanya'da tapas, vazgeçilmez sofra buluşmalarının ve yemek paylaşımlarının kültürel önemini temsil ediyor. Fran Aniorte’nin sergisinde yer alan enstalasyonlar, seramik, ahşap ve camlar çağdaş törensel objeleri temsil ediyor. Organik şekilli ve elle boyanmış detaylarıyla hareket ve akışkanlık hissi yaratan büyük heykelsi masa serginin dikkat çeken eserleri arasında yer alıyor. Masanın üzerinde yer alan nesneler ve heykeller ise bir bütünselliği anlatıyor. Metamorfoz ve enerji kavramını araştıran bir dizi büyük seramik panel ve yuvarlak seramik duvar parçaları ile Aniorte’nin desenleri ve çizimlerinin çoğu, her şeyin kaynağı olduğuna inandığı kozmik enerjiyi temsil ediyor. Masa etrafındaki arkadaş toplantılarının, iyi yemekle bir araya gelindiğinde büyülü bir deneyim olduğuna inanan sanatçı, çalışmalarıyla özel bir enerji yaratıyor. RİTÜEL sergisi 12 Şubat 2023 tarihine kadar MERKUR’de sanatseverleri ağırlayacak.

ADRES

İLETİŞİM

İstiklal Mahallesi Piyalepaşa Bulvarı No. 32D Beyoğlu/İstanbul

Telefon: 0 (212) 225 3737

E-Posta: galeri@galerimerkur.com

ZİYARET GÜN VE SAATLERİ

Salı - Cumartesi

10:00 - 18:30

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter

MERKUR'E AİT SERGİ PROGRAMLARI, FUARLAR, ETKİNLİKLER, SANATÇILAR VE ESERLERİ İLE İLGİLİ GELİŞMELERDEN HABERDAR OLMAK İÇİN MAIL LİSTEMİZE ABONE OLABİLİRSİNİZ.

Teşekkür ederiz!

©2023, galerimerkur. Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page